‘Başarı’ kavramı

Hayatımız boyunca kullandığımız en anlamlı, aynı zamanda da anlamsız bir kelime; başarı. Daha konuşmayı yeni öğrendiğimiz ve dinlediklerimizi anlamlandırmaya başladığımız yaşlarda başlar baskısı. Okul öncesi, okul hayatı, iş hayatı, aşk hayatı… derken tabuta girinceye kadar devam eder bu kelimenin baskısı (hatta bazılarımızın hayatını bilinçli sonlandırma sebebidir). Bazı insanlar bunun farkına varırken, çoğu insan farkında bile olmadan bu baskıyı içselleştirir. Tehlike de tam bu noktada başlar. Çünkü başarının tanımı aslında herkese göre değişir ve değişmek zorundadır. Değişmediği takdirde toplumun aynılaştırdığı insanlardan olmuşuz demektir.

Örneğin; başarı denildiğinde akla ilk gelen nedir? İyi bir kariyere sahip olmak mı? ‘Güzel’ bir eş bulmak mı? Çok para kazanmak mı? Okulu birincilikle bitirmek mi? Yeni bir buluşa imza atmak mı? Doktor olmak mı? Mühendis olmak mı? Sanatçı veya futbolcu olmak mı? Özel bir jete sahip olmak mı? Akla gelen daha yüzlercesi… Bunlar yolda çevirip soracağınız insanlardan gelebilecek olanlar. Küçümsemekten ötürü değil, toplumun ortalama algısından bahsediyorum. Farkettiniz mi ‘başarı’ algısının ortak noktalarını? Hepsi farklı şeyler gibi görünse de aslında tek bir noktada birleşiyor: en iyi olmak, en çok parayı kazanmak, en iyiye sahip olmak, çok olması, çokluk, en iyi, en iyisi, en iyiler, en en en, iyi iyi iyi… Hiçbir zaman gerçekçilik, azlık, yokluk, hiçlik gibi kavramlardan bahsetmiyoruz. Peki bunun sonucu nedir? – Mutsuzluk. Hayatın boyunca tek bir kelime öğretildi ve sen de bunun peşinden koştun; başarı. Olabildin mi? – Hiçbir zaman olamayacaksın çünkü toplumda kullanıldığı şekliyle ‘başarı’ tamamiyle hayal ürünü bir safsatadır ve kişiyi ulaşılamazın yarattığı kısır döngünün içine sokan mutsuzluk kaynağının ta kendisidir.

Başarıya bir de alışılmış kalıpların dışına çıkarak bakalım. Başarı, bir kişinin sevdiği bir aktiviteyi veya yaşam tarzını ömrü boyunca sürdürebilmesi olabilir mi? Şarap içmeyi seven birinin ömrü boyunca bunu rahatlıkla yapabilmesi, o kişi için hayat başarısının tarifi olabilir. Ne eksik ne fazla, sadece istediği bir içkiyi ömrü boyunca ölene kadar içebilmek ve belki de günün birinde sokakta yaşamını yitirmek. Bu kişiyi kimsenin başarısız olarak tanımlamaya hakkı yoktur çünkü kendince başarıyı yakalamıştır ve başarıyı başka yerlerde veya başka insanların tanımlarında arayarak benliğini ve özünü kaybedip içsel kısır döngüye girmemiştir.

Başarının tanımı ne zaman ki bireyin kendince yapılır, o vakit ona ulaşım yolları açıkça ortaya çıkar ve artık yakalanabilir bir hedef olup, mutsuzluğun değil mutluluğun formülü haline gelir. Başarıyı, bir okyanus kenarına diktiğiniz evde kitap okuyup, kahve içip, hava ısındığında denize girip, soğuduğunda şömineyi yakabilmek olarak tanımladığınızı düşünün. O halde, başarıya ulaşma yollarına bakalım. Para kazanmak, doktor olmak, mühendis olmak, çok iyi bir kariyere sahip olmak… daha önce başarının tanımı bunlar üzerine endeksli iken artık tüm bunlar sizin için ancak araç olabilecek bir konuma düştü. Herhangi bir aracı seçip, sizin için ‘başarı’ tanımına ulaşana kadar gidebilirsiniz. Asıl can alıcı nokta bana göre tam burada beliriyor. Düşünün ki bu isteğinizi henüz 20 yaşında zaten gerçekleştirebiliyorsunuz. Belki cebinizdeki para ve hali hazırdaki mal varlığınız buna elverdi. Belki de o kadar cesaretlisiniz ki parasız ve durumsuz da olsanız bir seçim yapıp çok kısıtlı olanaklarla okyanus kenarına yerleşebileceğiniz bir yere gittiniz ve bir şekilde o ufak evi oraya yapıp, içinde kahvenizi yudumlarken kitabınızı okuyorsunuz ve henüz 25 yaşındasınız. Şimdi, kim diyebilir ki; 55 yaşındaki bir trilyoner halen (sahip olduklarından ve kendince BAŞARIyı daha başta tanımlamayıp, tanımı yapma konusunda ipleri toplumun eline verdiğinden dolayı) stresli bir hayat yaşarken, bu 25 yaşındaki şahıs başarıya ulaşmamıştır?

Başarı kelimesinin bireyin kendince en doğru tanımı, kişinin özünü bulmasına ve ömür boyu nasıl bir yol çizeceğine ışık tutacak en önemli noktadır. Başarının yanlış tanımı (iplerin toplumun ve çevrenin eline verilmesi), kişinin ömür boyu başarısızlığına ve mutsuzluğuna yol açacak en temel nedendir. Maalesef, tanımda yanlış yola girişimiz genellikle en başta ailemiz kaynaklı olmaktadır. Anne ve baba, koruma ve sevgi içgüdüsü ile sizin kendi başarı odağınızı 2 nedenden ötürü kabullenmeyip hayal kırıcı olacaklardır. Bunlardan ilki, eğer ki başarı tanımınız onlar tarafından anlaşılamadıysa yaşanır. Aile tarafından ikinci kabullenmeme durumu ise eğer ki tanımınız, sizi toplumda bir güvenlik duvarı içine almıyorsa ortaya çıkar. Kariyer planınızın olmayışı, para kazanmayı sadece başarı tanımınızı tatmin edecek derecede düşünmeniz, topluma göre ‘uçuk kaçık’ fikirlerinizin olması, vb. Uzun lafın kısası, alışılmışın dışına çıktığınız ve çevrenizdeki insanların genel geçer kabul ettiği doğruların tersi denebilecek şekilde başarı tanımları yaptığınız her an gülünç bulunma, hayalperest olma ve yargılanmalarla karşı karşıya geleceksiniz. Aslında tam aksine, ulaşılmazın hayalperestliği içinde farkında olmadan yok olan bir nesil var.

Başarı, her şey olabilir iken aynı zamanda hiçbir şey de olmayabilir. Her birey kendi hikayesini yaşarken, hayatla ilgili kendi gözlemini yapar ve bir sonuca varır. Her başarı tanımı kendi içinde şekillendiğinden, dış fikirlere açık olmalıysa da yargıya kapalı olmalıdır ki kişi özünü bulmada yanlış yola sapıp bahsi geçen kısır döngüye girmesin. Bu yüzden çevrenizde size başarısız diyen insanları takmama hakkınız elinizde. Kendini başarısız hissetme veya başarısız olma korkusu gibi olgularında aslında gerçek dışı birer safsata olduğunun farkına varmakta elinizde. Hatta başarısızlığın sadece tek bir nedeni olabileceğinin, onun da tek nedeninin başarı kavramının tanımını kendi özüne göre yapmamak olduğunun farkına varma hakkınız da tamamen sizin iradeniz altında. Tüm bunlardan yola çıkacak olursak, başarısızlık kelimesinin aslında karşılığı yoktur. Başarısızlığın tek iması, başarının yanlış odaklanılmış halidir. Bu durumda bile başarısızlık, ancak ve ancak, kişinin durumu başarısızlık olarak kabul edip içselleştirdiği noktada gerçeklik halini alır. Aksi takdirde ‘başarısızlık’, her zaman soyut bir yanılgıdır, tıpkı ‘başarı’ gibi.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Powered by WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: