Buharlaşarak Yok Olmak: Kuala Lumpur

Ortalama %82 nem oranıyla MA-LEZ-YA !

IMG_E0431
Lord Murugan Heykeli / Kuala Lumpur – Malezya

İnce bir açı oyunu ile Lord Murugan Heykelinin neredeyse üçte biri olarak görünüyor olsamda, kendisi Malezya’nın en uzun, Dünya’nın ise ikinci en uzun Hindu heykelidir. Yüzüme vuran hafif tebessüm ifadesi ise sadece fotoğraf için olmakla beraber arka planında nemden dolayı aşırı derecede bir bezmişlik vardı. Başlıkta da ifade ettiğim gibi eğer nemin başkentini arıyorsanız, Malezya ve özellikle Kuala Lumpur (yerlilerce kısaca KL) aradığınız adres olabilir. Bir önceki Sri Lanka deneyiminden sonra tahminimce daha yüksek oranlı bir nem ile karşılaşmam diyordum ancak daha Kuala Lumpur’a indiğim an Immigration bölümünde, gelen gideni aratır dedim kendi kendime. Bu yazımda kısaca din, toplum, gıda ve mevcut hastalıklardan bahsedeceğim.

Evet, bir önceki ülke Sri Lanka’ydı bu yüzden oryantasyon konusunda zorlanılacak hiç birşey yoktu neredeyse. Tabii ki de yine yüzlerce zorlukla karşı karşıya olsam da bunların hiç biri Sri Lanka’daki kadar koymazdı adama. Artık beklentilerimi, ön yargılarımı ve isteklerimi o kadar minimum düzeye çekmiştim ki hiç birşey beni mutsuz edemezken, en ufak şeyler ise mutlu edebilir durumdaydı. Bunların yakınma veya şikayet olarak algılanmaması gerekir. Sadece sürecin getiri ve götürüleri olarak görülebilir.

Sri Lanka’ya ayak basışım gibi buraya da gelişim tamamen uçak biletinin ucuzluğundandı. Biliyorsunuz ki Sri Lanka adasından başka bir ülkeye kara yolu ile geçiş olmadığından uçaklara muhtaçsınız. 370 TL’ye aldığım bilet ile Kuala Lumpur’a inmiştim. Beni ilk karşılayan Immigration bölümüydü. Memur, pasaportumda bulunan İsrail vizemi sorgulamaktan başka hiç bir soru sormadı ve 90 günlük vize serbestimi sorunsuzca verdi. İsrail durumumun sorgulanması ise Malezya’nın islami bir ülke olup müslümanlığın hem devletin hem de toplumun her katına nüfuz etmiş olmasıydı diye yorumladım. Özellikle Sarawak ve Sabah bölgelerinde yer yer Şeriat kanununa rastlanabilir ve yaşam şeklide buna göre düzenlenmiştir. Bunu tüm Malezya coğrafyası için söyleyemeyiz. Bazı kesimlerde ve ufak adalarda uyuşturucu ve benzeri maddelerin tüketimi çok yüksek olsa da belirttiğim gibi bazı kesimlerde ise bunun suçu idama kadar gider.

Ben ülkeye henüz gelmeden önce Malezya’lı Kuala Lumpur’da doğup büyümüş Elaine ile Couchsurfing sayesinde tanışmıştım ve ülkeye iniş tarihimden itibaren tam 7 gün boyunca beni rezidansında ağırlamak istediğini söyledi. Daha çantamı eve bırakır bırakmaz, gel dedi seni bir yere götüreceğim…

IMG_0497
Elaine ile yerel tatlılardan PutuBamboo beklerken

Burası Malezya’nın ufak pazarlarından birindeki ünlü bir tatlı olan PutuBamboo’nun paketlerle servis edildiği bir yer. Zaten bir kokusu var ki aynı sokaktan bile geçiyor olsanız durup bi’ kuyruğa gireyim sonunda iyi bir şey var dedirtir ki öyle dediğimde Elaine de zaten buraya getirdim seni dedi… İnce hint pirinci, pandan yaprakları (muhteşem kokunun kaynağı), hindistan cevizi, buhar derken ortaya inanılmaz bir koku çıkıyor ve son halini kalıplaşması açısından bambulara koyuyorlar. 15 dakika içinde hazır oluyor ve 6’lı paketlerdeki PutuBamboo’nuzu 3 Ringgit (3 TL) gibi ucuz bir rakama alıyorsunuz.

IMG_0483
Masjid Jamek / Kuala Lumpur

Klang ve Gombak nehirlerinin kesişim noktası üzerine inşa edilen bu camii, ülkenin en eskilerinden biri olmakla beraber kesinlikle en görsel olanı. Her ne kadar bu söylemi saçmalık olarak görsem de ‘ülkenin resmi dini’ diye bir olgu var. Malezya’da İslam en yaygın din olsa da Hıristiyanlık, Budizm, Hinduizm ve diğer bölge dinleri de bu coğrafyada barınmakta. Ancak, gittiğiniz her yerde ve karşılaştığınız çoğu durumda İslamiyetin etkisini net bir şekilde hissedebiliyorsunuz. İslam çok katı veya ılımlı yaşanıyor gibi ibareler kullanmayı sevmiyorum çünkü Dünya’daki her ülkede olduğu gibi burada da ılımlı ve katı yaşayanlar mevcut. Bunun ölçümü ve değerlendirmesi, sadece sizin kime ve hangi koşula nerede denk geldiğinizle alakalı bir durum olacaktır.

IMG_0501
China Town – Kuala Lumpur

Kavrayışı artırmak açısından biraz da ülkenin demografisi ve toplumsal yapısına değinmekte fayda var. Toplum ana hatlarıyla 3’e ayrılıyor: Malay, Hint ve Çinliler. Malaylar buranın yerel halkı ve genellikle toplumun sosyo-ekonomik açıdan en üst tabakasını oluşturken Hint ve Çinlilerin buraya geliş amacı daha iyi yaşam koşullarına sahip olmak. Örneğin; Çin ana karası dışında en büyük China Town’lardan biri Kuala Lumpur’da mevcut ve içerisinde öyle bir komün oluşturmuşlar ki yürürken sanarsınız Guangzhou’dasınız. China Town’ların yanı sıra Hintlilerin kendilerine kapattığı alanlar da mevcut. Aralarındaki fark ise Çinliler tamamen kendi işinde gücünde sadece önüne ve kendisine bakarken Hindistan’dan göç edenler ülke için biraz kriminal tehlike oluşturuyor. Bu yüzden Malaylar tarafından Çinlilere nazaran Hintliler daha düşük bir seviyede görülüp iyice dışlanıyor. Bu da doğal sonuç olarak ghettolaşma ve beraberinde suç istatistiklerinin yükselmesine sebep oluyor. Çıplak gözlerle yargılamak bir yana ne yazık ki bu tamemen kısır döngü gibi bir durum. Malayların geneli ülkede katı bir göç yasası gelmesini ve dışarıdan özellikle bu 2 ülkeden illegal göçün ciddi derece azalmasını istiyor ve bunu sık sık protesto ediyor. Bugün Avrupa’da da yaşanan olayların benzerleri burada da mevcut. Yerel halk, iş bulmanın iyi zorlaştığını ve maaşların gittikçe düşüşünden sorumlu tuttuğu illegal göçü durdurmak istiyor.

IMG_E0532
Çin göçmeni tatlıcı bir dayı gün boyu China Town’daki tezgahının başında

Gıdaya gelince, tamamen yerel olan yiyeceklerden bahsetmek oldukça zor açıkçası çünkü Malezya mutfağındaki aşçılar farklı milletlerden oluşuyor ve her biri kendi sevgisini kattığından ortaya karma lezzetler çıkıyor 🙂 Yukarıdaki fotoğrafta uzaktan bakınca her ne kadar hijyen yoksunu ve oldukça dağınık görünse de, Çinli dayımızın yaptığı fındık ezmeli krep çok lezzetliydi ve 1 Ringgit (TL)’ydi. Kuala Lumpur’da geçirdiğim 2 hafta boyunca günlük rutine dönüşmüştü.

IMG_0425
Geleneksel Banana Leaf menüsü

Banana Leaf menüsü ise muz yaprağı üzerine serpme yiyecekleri ifade ediyor. Çok temiz ve müthiş iştah kabartıcı görünmese de soslar ve garnitürler eşliğinde doyurucu denebilir. Evet! Sokakları kokutan köri her yerde… Bu sosu buralarda seven, aşığı olup eline geçirdiği her şeye dökerken sevmeyen için ise tam bir zulüm.

Kuala Lumpur’da çok çok ucuza çok çok güzel bir şey almak istiyorum mu diyorsunuz? Diyorsunuz bence. China Town’dan veya Central Market’ten biraz pazarlık ile 10-15 Ringgit (10-15 TL)’ye gerçeğini aratmayan bazı markalarda saatler bulabilirsiniz. Pek marka ismi vermek istemiyorum ancak alınacak olan var alınmayacak olan var 🙂 Artık onun ayrımını size bırakıyorum. Ama yine de rica ediyorum şu adı lazım olmayan İsviçre markası saatten alıp Türkiye’ye dönüp takım elbise altına takmayın. Bazı imitasyonlar sempatik dururken bazıları da ileri derecede antipatik duruyor. Neyse karışmıyorum, ayrım sizde!

IMG_0474
Kuala Lumpur Central Market
IMG_0489
Dediğim gibi iyiler ve kötüler… Seçim sizin!

Sağlık konusuna gelince, Kuala Lumpur’da dikkat edilmesi gereken en önemli ve yaygın hastalık Dengi. Bu konuya kesinlikle değinmem gerekir çünkü kendisi ile ufak bir etkileşimim oldu. Öncelikle bu hastalık insandan sivri sineğe ve sivri sinekten tekrar insana geçerek yayılır. Çok küçük yaşlarda, çok ileri yaşlarda ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde ölümcül niteliğe ulaşabilir iken tam aksi vücutlarda ise bir veya bir kaç haftalık, yatağa düşürücü berbat bir hastalık olabiliyor. Elaine’in konaklamasından ayrıldıktan sonra kendime China Town yakınlarında bir hostel bulmuştum ve çok uygun bir fiyata kahvaltılı şekilde kalıyordum. Amacım 3 gün daha kalıp, ülkenin çeşitli yerlerine göçe devam etmekti… Ancak henüz ilk gecemde beni aşırı ağır bir şekilde yatağa düşüren hastalığı sıradan bir soğuk algınlığı olarak yorumlamıştım ve ‘klasik ben’ olarak asla ve asla ilaca başvurmamıştım. Aradan 3 gün daha geçti ve ben halen yatıyordum ve hatta elimi kolumu hareket ettiremeyecek kadar kötü durumdaydım ki hostelde tanıştığım sıcakkanlı Fas’lı bir arkadaş bana durmadan kendi yediği şeylerden ekstra yaptırarak getiriyordu. 4. günün sabahı beni biri dürterek uyandırdı. Tam arkamı dönüp küfredip son gücümle tekme atmayı planlıyordum ki şu sesi duydum: ‘Merhaba Mert’ti değil mi?’ – O kadar şaşırdım ki farkında olmadan samimiyetsiz şekilde ilk bir kaç cümle konuştum ancak bilmiyordum ki bu adam benim yoldaki kader arkadaşlarımdan biri olacaktı ki kendisi gerçekten süper karakterli ve enerjisi yüksek bir insandır. Konuya dönecek olursak, ben 3 gün daha sabrettim ancak gittikçe kötüleştiğimden dolayı hayatımda ilk defa kendi rızam ile hastaneye gittim ve doktorla görüştüm. Doktor çok yüksek ihtimalle Dengi olduğunu söyledi ve o an dünyam başıma yıkılmıştı. Tedavisi ise hastaneye yatmaktı ki bu benim o an için tüm planlarımı alt üst edip ülkeye dönmem demekti. Ben bunu reddettim ve doktora alternatif sorduğumda bana dediği tek şey, en fazla 2 gün daha beklemem ve durumumun stabil veya kötüye gitmesi durumunda hastaneye yatmaktan başka çare kalmayacağıydı. Bu sırada hostele döndüğümde lobide dinlediğim dengi hikayeleri… Beyni şişenler, o olanlar bu olanlar derken, ben iyice paranoyak bir hal almıştım. Neyse ki 2. günün sonunda artık iyiye doğru çok çok yavaşça gittiğimi hissettim ve hastaneye dönmeme kararı aldım kendimce. Ne kan verip teşhisi tam koydurmuştum ne de ikinciye geri dönmüştüm. Diğer ciddi durum ise açık yaralar. Açık yaranın önüne geçmek çoğu zaman mümkün olmuyor ancak yara açıldıktan sonra gerekli önlemleri almak enfeksiyon riskini azaltabilir ki bu bölgede yine çok yüksek bir enfeksiyon riskiyle karşı karşıyayız. Her neyse, en azından Malezya, bir kaç bölgesi haricinde sıtmadan tamamen kurtulmuş ülkeler kervanına girmiştir.

Bu nedenlerden dolayı Kuala Lumpur’da pek gece hayatı ve eğlence sektörüne el atamadım 🙂 Tek tavsiye edilebilecek bölge Bukit Bintang diye adlandırılıyor ve tüm eğlence odaklı mekanlar ve aktiviteler hava karardıktan sonra o bölgede denebilir. Kadınlar için oldukça güvenli sayılabilecek bu bölge, ilginçtir ki erkekler için aynı güveni taşımaz. Para karşılığında gece geçirmek isteyen kadınların sayısı çok yüksek ve bu işi oldukça gizli yapıp, sizi dolandırabilir hatta başınıza büyük belalar açabilmektedir. Bu tarz oyunlar, bazı Afrikalı çeteler tarafından özellikle Avrupa’lı turistler üzerinde oynanmaktadır ve dikkat edilmesi gerekir.

Neyse neyse… Bırakalım bu iç karartıcı mevzuları bir kenara ve yazıyı bir kaç civar manzaradan karelerle bitirelim.

IMG_0529
Kuala Lumpur’un temizlikte çoğu Avrupa ülkesine taş çıkartacak sokaklarından biri
IMG_0517
Devasa China Town’daki meşhur Çinli şifa çaycıları (bu arada bana ne olduysa bu çayı içtiğim gece oldu…)
IMG_0503
Central Market alanındaki ufak pazarın girişi
IMG_0512
Büyük bir petrol devi tarafından inşa edilen 88 katlı, Dünya’nın 7. en uzun binası olan Petronas Towers
IMG_0440
Batu Caves’de charity adına yukarıdaki mağaraya kadar taşıdığımız kum dolu kovalar

Son olarak diyeceğim o ki Kuala Lumpur’da olmanın en güzel yanı Penang bölesinde bulunan Georgetown’a yolculuk etmekti :)))) Şaka bir yana, tabii ki çok güzel anılarımda oldu Kuala Lumpur’da ve her şeyden öte bana muhteşem 2 dost kazandırdı; Çağatay Özdemir ve Elaine. Tek sıkıntı geçirdiğim ağır hastalıktı ve bu şehir ne zaman aklıma gelse, ilk gözümün önüne gelen hastalık anlarım oluyor.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Powered by WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: