Savaş & Barış: İsrail

!Her zaman bahsettiğim gibi, bu bir turistik gezi yazısı değildir! Bir de, Tel Aviv kıyı hattında çekmiş olduğum kapak resmine pek aldanmayın çünkü içerikteki gerçekler biraz iç karartıcı olabilir. Özellikle, tehlikeli bölgeler, çatışma alanları ve ‘no-go zone’ tecrübelerim, katıldığım bir program dahilinde, genellikle IDF (Israil Savunma Kuvvetleri) askeri yetkilileri ile birlikte gerçekleşti. Güvenlik ve hassasiyet nedeniyle paylaşmayacağım bilgi ve görseller canımı sıksa da ana temayı elimden geldiğince vermeyi amaçlıyorum.

10731115_10153371638294899_2042111082216097880_n
Yıl 2014 – Kudüs yine Kudüs

Tel Aviv’den 70 km. doğuda, öyle bir şehir var ki insan doğasını merak eden, aradığı cevapları orada bulabilir. Kod adı Kudüs! Siyaset ve tarihe girmemek için kendimi zor tutsam da girmeyeceğim bu yazıda. Çünkü girersek çıkamayız. Ancak, bir kaç ilginç noktaya değineceğim.

img_2327
Gündüz vakti Kudüs

Kudüs’e gelip, işlek bir kahvenin taburesinde oturup insanları gözlemlemek… Benim size ilk tavsiyem bu olurdu. Size, İsrail – Filistin ilişkilerinden tutun, din kavgalarına, insan doğasına, ticaret ve bölge insanının hayatına dair bir çok şey anlatacaktır bu şehrin labirent gibi dallanan daracık sokakları. Kiminin yüzündeki telaş ve tedirginlik, diğerinin yüzüne gevşeklik olarak vurmuş. Bir Filistinli çocuğun içindeki korku, yaşlı bir İsrail’li tüccarın maddi derdine pek dokunmamış. Somali’den gelen mülteci bir Müslüman tezgahtarın, bir arka sokakta o an yaşanan yaralama eylemini umursamayıp, bir sonraki öğünde ne yemeye parasının yeteceğini düşünmesi de Kudüs’te yaşanıyordu tam o an. Yerli ve yabancı istihbarat servislerinin cirit attığı bu dar sokaklarda yürümek bile bir nesli paranoyak etmişti. Şehir esnafının çevre kontrolü ve alan algısı o kadar gelişmişti ki sanki herkesin ensesinde de bir çift gözü vardı.

img_2354
Gece vakti Kudüs

Hayat değiştirici nitelikte dersler aldığım, 3 aylık İsrail maceram, daha en başından beri biliyordum ki, benim için, benzerini başka yerde göremeyeceğim eşsiz bir deneyim olacaktı. Savaş ile barış arasında sıkışmış kalmış bu toprakların her bir karışı, aslında tüm insanlığa ait bir tarihi eser değerinde. Bu topraklar üzerinde solunan oksijen, ne İsrail’e, ne Filistin’e, ne de dini kimliklere ait. Tarihi açıdan özellikle Müslümanlık, Musevilik ve Hristiyanlık için kutsal olan bu bölge, doğal bir sonuç olarak kaosu içinde barındırıyor. Bunu çoğu insanın yüzünden, tavırlarından ve konuşmalarından anlayabiliyorsunuz. Ancak, bir çok insan da tam tersine artık boş vermiş durumda.

img_2176
Sahil boyu devam eden bu taş duvar, yeri geldiğinde dayanıp veya oturulup bira içilen bir yer iken, vakti geldiğinde bir sığınak niteliği taşıyor.

Tel Aviv insanı, gözün alabildiğine uzun ve muhteşem sahilin tadını çıkarırken, Gazze tarafından gelebilecek bir roketin, Israil Otomatik Savunma sistemi olan Demir Kubbe (Iron Dome) tarafından, havada imha edilişini, az bir panik durumu ile atlatabilecek seviyeye gelmiş durumda. Tel Aviv insanı derken, genel anlamda hem Filistinli hem de İsrailli olarak ele alabiliriz. Yani, sadece İsrail vatandaşlarından bahsetmiyorum. Artık her şey o kadar normalleşmiş ki sistemin dışından gelen biriyseniz ilk başta çoğu anlatılanı ve karşılaşacaksın denileni, ciddiye bile alamıyorsunuz. Israil’de yaşayan bir genç olmak, akşamüstü vakti herkesin telefonuna düşen roket saldırısı uyarısından hemen bir kaç saat sonra, sokak partisine gidip, çılgınlar gibi içip limitsizce eğlenmek demektir. Buna yakın bir cümleyi, Tel Aviv Üniversitesi’nde henüz lisans eğitimine yeni başlamış Arap asıllı, İsrail vatandaşı bir genç söylemişti.

img_2320
Genellikle elektronik müzik üzerinden düzenlenen, Tel Aviv’e has sokak partilerinden biri (anlattığım roket alarmının telefonlara düştüğü gün)

Tel Aviv ve Haifa gibi kıyı şehirlerinde liberalliği ve özgür ortamı iliklerinize kadar hissedebileceğiniz gibi saniyeler içinde otoriter askeri devlet kavramının ne olduğunu da acı bir şekilde tecrübe edebilirsiniz. Her şey çok anlık. Her şey çok sıradan ve aynı zamanda sıra dışı. Her şey çok kolay ve aynı zamanda çok zor. Her şey imkanlı ancak bir o kadar da imkansız. Etraftaki her şey çok anlamlı iken, aslında bir o kadar da anlamsız.

img_2258
Ağlama Duvarı (Western Wall veya Wailing Wall) – Kudüs

Bir başka konu ise günlük rutinde normalleşen ve hayatın parçası haline gelen baskı, sinmişlik ve terörize edilme durumu geleceğe karanlık bir ayna tutuyor. Özellikle Gazze Şeridine doğru yaklaşırken atmosferi kaplayan korku ve tedirginliği hemen hissediyorsunuz. Evlerin mimarisi, yollar, sığınaklar, artan güvenlik önlemleri, askeri yapılanma ve dahası… Ancak en vurucu sahnelerden biri otobüs durakları oldu. Aşağıda resmini paylaştığım otobüs durakları, bölge halkını, Gazze’den gelebilecek olası ani roket saldırılarından korumaya yönelik sığınak şeklinde yapılmış ve yol boyunca devam etmekte. Düşünsenize yöre halkını…

img_2403
Sığınak olarak kullanılabilecek otobüs durakları

Rutin olarak her gün işe veya okula gidiyorsunuz ve her gün bu travma ile yaşıyorsunuz. Fiziksel olarak sürekli bir savaş durumu yok. Ancak, mental olarak savaş durumundasınız. Çocuklarınız bu şekilde yetişiyor. Buralardan bindiğiniz toplu taşıma araçlarıyla katettiğiniz yol boyunca gördüğünüz 10 kişiden en az 5’i, askeri bağlantılı ve fiziksel olarak el bombaları, zırhlar ve ağır otomatik silahlar kuşanmış bir görsel hep sizinle birlikte. Bu bölgenin geleceğiyle ilgili bir sonraki jenerasyona ne kadar umut bağlayabilirsiniz?

img_2288
Burası, giremediğimiz Lübnan-İsrail sınırı. IDF (Israeli Defense Forces) personeli eşliğinde geri dönüş

Kısa bir bilgi olarak gireyim. Bu konuda pek pasaport ayrımı yapmasalar da, eğer Türkiye Cumhuriyeti pasaportuna sahipseniz, sınır kapılarından kara yolu ile komşu ülkelere geçişiniz biraz daha zor oluyor. Biz, Batı Şeria’ya elinizi kolunuzu sallayarak girerken, Norveç’li altın sarısı bir arkadaşımızı 1 saat kadar sorgu odasında tutmuşlardı. Tam o sırada çıkan arbede ve kaos ortamında salmışlardı ve o da bizimle içeri girmişti. Gazze’ye girebilmek için ise özel bir durumunuz olmak zorunda. Aksi takdirde turistik olarak girmek isterseniz reddedilirsiniz. Ürdün’e vizesiz olarak girebiliyoruz. Mısır için de maalesef vizeye ihtiyacımız var. Bu arada unutmadan belirteyim ki bazı istisnai durum ve zamanlarda Batı Şeria’ya girebilir ancak İsrail’e geri dönerken reddedilebilirsiniz, aklınızda bulunsun.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Powered by WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: