Ölümsüzler adası: Okinawa

Okinawa’nın, ömre +5 yıl yazan mavi ve ferah rüzgarı, henüz Osaka’dan Okinawa’ya gitmek için bindiğim uçaktaki, şaşırtacak derecede muhteşem İngilizce konuşan bir Japon dedeyle esmeye başlamıştı bile. Günlerdir uyuyamadığım için, artık uykudan başka bir şey düşünemiyorken, yanımda oturan Japon dede beni farketti ve sordu: ‘How long have you been living in Okinawa, my American friend?’ (Ne zamandır Okinawa’da yaşıyorsun, Amerikalı arkadaşım?) – İlk defa gittiğimi, uzun süredir yollarda olduğumu ve Türk olduğumu söyledim. Şaşırdı ve ‘Auuuu the beard, yesss!’ dedi. ‘Yes, beard!’ (Evet, sakal!) dedim ve uzatamadım çünkü gerçekten uyumak istiyordum. Tabii uyuyamadım. Dede meraklıydı ve konuşası vardı ama ben de ondan az meraklı değildim. Tüm yolculuk, inanılmaz keyifli ve öğretici bir sohbetle geçti.

IMG_2099
Okinawa – Naha’nın ara sokaklarından birinde yerli bir kahve

Ölümsüz olmasalar da ölümsüzlüğe en yakın insanlar topluluğu diyebiliriz bu tropik adanın yerlilerine. Resmi olarak Japonya sınırları dahilinde olan bir Japon bölge-şehri (prefecture) olsa da, hissiyat olarak sanki tüm Dünya’dan ayrı bir ülke gibi. Yolda yürürken, ‘sıradan bir yaşlı adam işte’ diyeceğiniz birine, dönüp bir kez daha bakmanız gerekir çünkü en az bir asırdır yaşayan biri olabilir. Bu insanlar tarihi eser gibidir. 1. Dünya savaşını bile görmüş olan insanlardan bahsediyoruz. Okinawa’nın merkez şehri olan Naha sokaklarında yürüyorken öyle efsanevi birine rastladım ki, buraya neden ölümsüzler adası denildiğinin özeti gibiydi sanki.

IMG_2132
106 yıllık Katashi

106 yaşındaki Katashi, sanki bir 106 yıl daha yaşayacakmış gibi duruyordu ve yaşının kanıtı nüfus cüzdanı değil anlattıklarıydı. O anlatırken, sanki ‘Ikigai’ kitabını tekrar okuyormuşum gibi geldi bir an. Kendiyle ilgili 3 şeyden bahsetti: Karate, ot bilimi ve viski. İngilizcesi pek iyi olmadığından, genellikle barmen çeviri yapıyordu. ‘Karate ile ruhumu, otlarla bedenimi, viskiyle de zihnimi temiz tutuyorum’ dedi. Özellikle karate üzerine çok konuştuk çünkü benim 10 yıldan uzun süredir çalıştığım bir stil olan GojuRyu dalında ustaydı. Daha bara ilk girdiğimde gözüme çarpan şey önünde duran büyük bardaktaki kaynar suydu. Halbuki kaynar su değil, kaynar viskiymiş.

IMG_E2332
‘Ölümsüzlük iksiri’

IMG_E2139.JPG

Bu kocaman tasın içinde o kadar çok sebze ve vitamin var ki, ne kokusu ne de tadı daha önce hiç karşılaşmadığım türdendi (iyi anlamda). Tam bir gün, sadece bu lezzetli tas ile tok ve enerjik kaldığımı görünce, Naha’da her gün buraya gelir oldum.

IMG_2334
İşte o şifalı mekan

Ada insanının felsefesini yansıtan akıcı ve temiz cadde ve yollar, minimalist coffee shop’lar, insanın ruhunu açan sanatsal dükkanlar / evler her yerde ve gözden kaçması mümkün değil. Mesela Dojo Cafe diye bir mekan var. Dojo, karatenin yapıldığı yer anlamına geliyor. Dojo Cafe’de, Naha’nın ortasında karate tutkunlarının sosyalleşmesi ve kaynaşması için açılmış, ilginç bir mekan.

IMG_2147
Dojo Cafe
IMG_2286
Minimalist bir coffee shop
IMG_2103
El yapımı sanatsal değeri olan malzemelerin satıldığı buna benzer bir çok dükkan bulunmakta
IMG_2120
Bu da başka bir tanesi

Güneşli bir gün Naha’da kiraladığım bisiklet ile adanın diğer kısımlarına gitmek üzere yola çıktım. Hedefim 20km civarı gidip dönmekti ancak yolda karşılaştıklarım ve merakım yüzünden hedef tam iki katına ulaşana kadar yolda kalmışım ki gece geri döndüğümde farketmiştim. American Village denilen bir bölgeye gidecektim. Bu bölgede devasa bir Amerikan askeri üssü bulunduğundan, genellikle Amerikalı askerler ve aileleri bu civarda yaşıyor. Bu yüzden, bu bölgeye American Village deniyor. (Bu arada yazının başında anlattığım uçaktaki dedenin neden bana Amerikalı dediğini anlamış oldum). Bu ölümsüzlük adasına ruhunu bir kez kaptıran, bir daha terkedemediğinden dolayı, ailesini de alıp yerleşiyor. Buradaki yapılara bakmak bile ömür uzatır cinsten.

IMG_2264
American Village – Okinawa Market

Aklımın ucundan bile geçmezdi ki, bisikletle yoldayken dinlenmek için oturduğum bir kafede tesadüfen tanıştığım birisi, beni babasına götürecekti ve sonunda oradan dövme ile ayrılacaktım. Dövme yaptırma fikri bile o sırada aklımda hiç yoktu.

IMG_2324
Çok uzun yıllarını dövme sanatına harcamış olan büyük usta Lupin’in ellerinden…

Sanırım, artık kendimi tamamen yolun akışına bırakmıştım. Ben, kendimi akışa bıraktıkça, her şey muhteşem bir şekilde akıp gidiyordu. Normalde de plan yapmayı pek seven biri değildim ama artık plan yapmadıkça gerçekleşen şeyleri, yaptığımda gerçekleşenlere değişir olmuştum. Ne zaman ki ‘öylesine’ diyip bir işe kalkışıyorsam, en güzel şeyler hep o zaman başıma geliyordu ve bunların sayısı gittikçe artmaya başlamıştı. Olmayana üzülmeyip, olan için sevinmeye devam…!

IMG_2294
American Village – yağmurlu bir günden görüşmek üzere!

Bitirmeden, kısa bir pratik bilgi: Japonya’ya girişlerde 90 gün vize serbestimiz var ancak İngiltere ile kapışır seviyede pahalı hatta bazı konularda, İsviçre ve İngiltere düzeyini aşacak noktalara varıyor. Okinawa adası, Japonya ana karasından çok daha makul fiyatlar sunuyor ve çok çok daha sakin ve keyifli bir atmosferi var. Ne de olsa, hem karateci hem de iç huzuru bulmuş, ot yiyen dedelerle dolu, her yerden uzak bir ada burası.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Powered by WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: