İzlanda: Kararmayan Geceler

2016 yılında Belçika’da yaşıyor olduğum zamanlar, Avusturya’lı ev arkadaşım Ben (Benjamin) ile yaza doğru ne yapsak diye düşündük ve Norveç + İzlanda yapalım dedik. Ne de olsa Norveç’e uçak bileti 6 Euro’ydu (Brüksel şehir merkezinden havalimanına giden shuttle otobüs bile daha pahalı). Bu yazıda Norveç kısmına hiç girmeyeceğim. Oslo / Norveç’ten, başkent Reykjavik’e (İzlanda) aldığımız bilet ise 55 Euro’ydu. Yani rakamlar çok iyiydi. Bugün Türkiye’de ortalama bir arabanın deposunu full doldurmakla neredeyse eş değerde. Neyse bu sinir bozucu detayı hızlıca atlayalım:) Baştan belirteyim, bu yazı daha çok görsel ağırlıklı olacak. Bence, İzlanda’yı konuşup anlatmak gereksiz ve yetersiz olur. Bu ada, sunduğu görsellerin kendisini rahatlıkla ifade edebildiği bir yer.

Screen Shot 2019-02-22 at 16.15.10.png
Rotamız

Reykjavik havalimanına iner inmez, kiraladığımız ufak binek arabayı teslim aldık. Hemen ardından şehir merkezine gittik ve arabayı park ettik. Önümüzdeki 1 hafta boyunca, çoğu yeri ıssız ve yerleşim bulunmayan bu adada, yolda olacaktık ve kalacak yer ayarlamamıştık. Bu yüzden, arabaya biraz erzak depoladık. Bu durum tesadüfi değildi tabi. 1 hafta boyunca arabada kalacaktık. Rotamızı ise yukarıda kabaca gösterdim.

IMG_6034.JPG
Reykjavik ara sokakları
IMG_6031.JPG
Reykjavik sokakları
IMG_6033.JPG
Reykjavik’te Türk dürümcü

Benjamin’i zorla tuttum, yola çıkmadan bu adamla tanışacağız dedim. İçeri girdik ve mekan sahibi Türk dayımızla sohbete başladık. Hikayesini anlattı biraz. 15 yıl önce buraya yerleşip, İzlanda’lı bir kadınla evleniyor ve Reykjavik 15 seneliğine güzelleşiyor. Merkezdeki bir süpermarketten yaptığımız ufak alışveriş sonunda artık yola çıkmanın vakti gelmişti. Şimdi, biraz yoldan manzaralarla baş başa kalalım. Konuşmak yerine, görseller kendini açıklıyor zaten… 🙂

IMG_1292.JPGIMG_0954.JPG

IMG_1341.JPG

IMG_1355.JPG

IMG_1350.JPG
Ben’in kamerasından ben (tepelere çıkarken)

Bu ülkede sadece yolda olmak bile inanılmaz bir görsel şölen sunarken, bazı noktalarda gerçekten ürkütücü manzaralarla karşılaşabiliyorsunuz. Yukarılara çıktıkça darlaşan yollar ve görüş mesafesini neredeyse 0’a kadar indiren bunaltıcı sis, ilerlemeyi bir hayli güçleştirirken, akla gelen ilk şey, arabayı köşeye çekip biraz rahatlamak oluyor. Ancak öyle bir şansınız da yok çünkü yol bazen tek arabanın geçebileceği kadar dar oluyor ve sis yüzünden bir kaç metre önünüzü bile göremediğinizden, durma eylemi bir kazaya sebep olabilir. Mesela aşağıdaki 3 fotoğrafta, sadece tek bir arabanın geçebileceği, sisler içinde kalmış bir tünelin girişini, çıkışını ve içini görebilirsiniz. Tünele her iki taraftan da girişin olduğunu düşünürsek, haydi bakalım neyle karşılaşacağız deyip giriyorsunuz.

IMG_1379.JPG
Tünele girerken yol tek şeride düşüyor (karşı taraftan da aynı şekilde)

IMG_1382.JPG

IMG_1366.JPG
Çıkarken ise bu görüntü diyor ki ÇIKMA!

Şelaleler her yerde. Adanın her bir yanında devasa şelaleler var ve bunların her biri görsel açıdan muhteşem. Çoğuna ulaşmak biraz zor olsa da arabayı köşeye çekecek yer bulduğunuz sürece sorun yok. Zaten her yer doğa ve boşluk. Dümdüz yürüyüp ulaşıyorsunuz ulaşacağınız yere.

IMG_1024.JPG

IMG_1081.JPG

IMG_1059.JPG
Vikinglerden Floki’nin ilk keşfettiği akarsulardan

Bu adada yolda ilerlemenin en güzel yanı, her an karşına çok ilginç ve pek anlamlandıramasan da uzun uzun kitlenip seyredeceğin bir şeyin çıkması ihtimali. Daha önce gittiğim ve yolda olduğum hiç bir zaman hissetmediğim şeyleri hissettim bu adada. Anlatılması çok güç ancak yaşandığında ‘evet, işte bu his’ denilebilecek türden bir hissiyat. İlerledikçe daha çok ilerleyesin geliyor. Sanki sonu olmayan bir yol gibi. Keşke sonu olmasa diyorsun.

IMG_1119.JPG

Örneğin bir dağı geçiyorsun ve şu yukarıdaki görüntü çıkıyor karşına bir anda. Sonra haydi bi’ aşağı inelim sahile, bu görüntü gerçek mi kontrol edelim diyorsun ve kapkara bir sahilde şu aşağıdaki görüntüler ile karşılaşıyorsun:

IMG_1132.JPG

IMG_1218.JPG

Bu arada, geceleri hava tam olarak kararmadığından, en azından manzaramız iyi olsun istedik. Bu yüzden, yorulduğumuz yerde geceyi geçirmekten ziyade, ücretsiz görsel şov yapan dağ, deniz ve bulutları gördüğümüz yerde durmayı seçiyorduk. Aşağıda o manzaralardan bir kaç tanesi…

IMG_5956.JPG

IMG_5842.JPG

IMG_5822.JPG

IMG_5830.JPG

IMG_5839.JPG

Ve son olarak, yine yolda ilerlerken karşılaşıp, ilgincime giden ve bir süre kitlenip seyredilesi bir kaç görüntü ile bitiriyorum…

IMG_6022.JPG
İşte o enteresan, hiç bir şeyin ve hiç bir yerin ortasında bulunan evlerden
IMG_6027.JPG
Küçük bir ailenin işlettiği, yol üstünde biraz dinlenip, çay içmelik bir mesken
IMG_6028.JPG
Bunlar ise, yine hiç bir şeyin ve hiç bir yerin ortasında hayal kurduran evler

Son olarak, Reykjavik’e döndüğümüzde havalimanında arabayı teslim edip, Amsterdam aktarmalı Belçika’ya dönüşümüzü yaptık. Neticede, şunu kesinlikle önerebilirim ki turlara katılmayıp, kendi rotanızı ve planınızı yapıp, aracınızı kiralayın. Maliyet olarak, turlara vereceğinizin belkide 10’da 1’ine çok daha esnek ve keyifli bir İzlanda macerası yaşarsınız. Biz, hiç bir konaklama yeri kullanmadan 1 hafta boyunca kendi çizdiğimiz rota üzerinde esnek bir şekilde dolandık ve kendi yiyeceğimizi kendimiz ayarladık. Aksi takdirde, fiyatlar inanılmaz derecede uçuk. Daha da önemlisi, istediğiniz zaman, istediğiniz yiyeceği ve içeceği zaten bulamazsınız.

IMG_2014.JPG
Yolculuk boyu bizi götürmeye çalışan kırmızı araba, seni de unutmadık.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

Powered by WordPress.com.

Up ↑

%d bloggers like this: